Siber Güvenliğinizde Tek Seferlik Çözümler Yeterli mi? Neden Sürekli Koruma Şart?



Siber Güvenliğinizde Tek Seferlik Çözümler Yeterli mi? Neden Sürekli Koruma Şart?

Günümüzde siber tehditler, şirketler için sadece teknik bir sorun olmaktan çıkmış, iş sürekliliğini, finansal sağlığı ve itibarı doğrudan etkileyen kritik bir risk haline gelmiştir. Birçok şirket, “siber güvenlik” denilince akla gelen ilk şey olan sızma testi veya belirli bir regülasyona (Sektörel, ISO 27001, KVKK vb.) uyum sağlamak için yapılan tek seferlik denetimlerle yetinmektedir. Peki, bu tekil çözümler gerçekten yeterli mi? Ne yazık ki dinamik ve sürekli değişen siber tehdit ortamında cevap büyük bir “Hayır” olacaktır.

Tek Seferlik Hizmetlerin Sınırlı Değeri, Bir “Anlık Fotoğraf”

Tek seferlik bir sızma testi yaptırdığınızda veya benzer bir siber güvenlik hizmeti aldığınızda, dijital altyapınızın o anki güvenlik durumunun bir “fotoğrafını” çekersiniz. Bu, elbette önemli bir başlangıç noktasıdır. Mevcut zafiyetleri ve açıklıkları tespit etmenizi sağlar. Ancak bu fotoğraf, anında eskiyebilir. Burada özellikle zaman ve değişim açısından şu hususları düşünmelisiniz;

  • Testin tamamlandığı an, o fotoğrafın geçerlilik süresinin de bittiği andır.
  • Siber saldırganlar her gün yeni yöntemler, yeni kötüye kullanım yolları geliştiriyor. Yeni yazılım açıkları (CVE’ler) sürekli keşfediliyor. Tek seferlik test, bunların hiçbirini öngöremez.
  • BT altyapınız sürekli gelişiyor, yeni sistemler ekleniyor, uygulamalar güncelleniyor, yapılandırmalar değişiyor. Bu değişikliklerin her biri, bilmeden yeni güvenlik açıklarına kapı aralayabilir.

Dolayısıyla, tek seferlik bir sızma testi size anlık bir durum tespiti sunar, ancak süreklilik arz eden bir koruma sağlamaz. Riskler değişirken ve tehditler evrilirken, şirketiniz yeni saldırılara karşı savunmasız kalabilir.

Tek Seferlik Sızma Testlerinde Kritiklik ve Öncelik Belirleme, Dezavantajlar

Tek seferlik sızma testlerinde bulguların kritiklik derecesinin belirlenmesi ve önceliklendirilmesi süreci de önemli dezavantajlar içermektedir;

  • Risk Bağlamından Kopma

Bir zafiyetin teknik olarak yüksek kritiklikte olması, her zaman şirketiniz için en büyük operasyonel risk olduğu anlamına gelmez. Bir zafiyetin teknik kritikliği yüksek olabilirken, şirketin iş akışları veya telafi edici kontroller nedeniyle operasyonel riski daha düşük olabilir. Tek seferlik bir test, bu iş bağlamını ve risk iştahını yeterince derinlemesine anlayamayabilir veya test sonrası bu bağlam değiştiğinde bulguların önceliği yeniden değerlendirilemez. Örneğin, finansal verilerin tutulduğu ancak dışarıya kapalı bir test ortamındaki bir zafiyet, teknik olarak kritik olsa da, anlık operasyonel riski düşük olabilir. Oysa sürekli bir yaklaşımla, bu zafiyetin iş süreçlerine etkisi ve regülatif uyum açısından gerçek riski daha doğru belirlenir.

  • Dinamik Önceliklerin Gözden Kaçması

Kritiklik derecesi, genellikle testin yapıldığı zamanki sistem ve tehdit durumu üzerinden statik olarak belirlenir. Ancak tehdit aktörlerinin yetenekleri veya hedeflenen sistemin iş kritikliği zamanla değişebilir. Bu da statik risk değerlendirmesinin güncelliğini yitirmesine yol açar. Siber güvenlik bulgularının önceliği sabit değildir. Şirketinizin yeni bir ürün çıkarması, kritik bir altyapı değişikliği yapması veya yeni bir regülasyonun yürürlüğe girmesiyle birlikte, daha önce “orta” olarak sınıflandırılan bir zafiyet bir anda “kritik” hale gelebilir. Tek seferlik test, bu dinamik öncelik değişimlerini yakalayamaz. Önceliklendirme genellikle teknik skora göre yapılır, ancak şirketlerin kaynakları sınırlıdır. Hangi bulguyu ne zaman, hangi öncelikle giderecekleri, sürekli bir risk yönetimi ve izleme süreci olmadığında karmaşıklaşır.

“Kontrol Edildi” Yanılgısı

Birçok şirket, sızma testi yaptırdıktan sonra “siber güvenliğimiz tamam” yanılgısına düşebilir. Bu durum, gerçekte var olan riskleri göz ardı etmelerine ve yeterli önlemleri almamalarına neden olabilir. Sızma testi, bir başlangıç noktası olabilir ama bir bitiş noktası değildir.

Maliyet Etkinliği Uzun Vadede Düşüktür

İlk bakışta daha ucuz gibi görünse de, tek seferlik bir sızma testi veya uyum hizmeti, uzun vadede aslında daha maliyetli olabilir. Çünkü sürekli bir izleme ve periyodik testler olmadığında, gözden kaçan bir zafiyet ciddi bir siber saldırıya yol açabilir. Bu saldırının maliyeti (itibar kaybı, yasal cezalar, veri ihlali maliyetleri, iş kesintisi), tek seferlik testin maliyetinin katbekat üzerinde olabilir.Regülasyonlara Uyumda Yanılgı, “Check-List” Mantığı

Benzer şekilde, sadece belirli bir regülasyona (örneğin KVKK veya PCI DSS) uyum sağlamak amacıyla tek seferlik bir denetim veya danışmanlık almak da benzer bir yanılgı yaratır. Regülasyonlar, sadece bir “check-list” değildir; sürekli uyumluluk ve risk yönetimini gerektirir. Yasal düzenlemeler de siber tehditler gibi dinamiktir; değişebilir, güncellenebilir ve yeni yorumlar getirilebilir. Özellikle ikincil mevzuat olarak yayımlanan Yönetmelikler, Genelgeler, Kurul Kararları (KVKK, SPK, EPDK gibi) kurumlara önemli sorumluluklar ve ödevler getirmektedir. Tek seferlik bir uyum çalışması, sizi bir sonraki denetime kadar güvende tutmaz ve potansiyel yasal risklere açık bırakır. Özellikle 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu gibi mevzuatlar, kamu ve kritik altyapı sağlayıcıları için sürekli siber güvenlik önlemleri, olaylara müdahale ve periyodik denetimler gibi zorunluluklar getirerek, tek seferlik yaklaşımların yetersizliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tek seferlik sızma testleri veya hizmet alımı, siber güvenliğe dair bir başlangıç noktası sunsa da, dinamik tehdit ortamında bulguların kritiklik derecesinin belirlenmesi ve önceliklendirilmesi konusunda sürekli ve güvenilir bir temel sağlayamaz. Bu nedenle, sızma testlerinin GRC ve MSSP gibi bütüncül bir siber güvenlik sürdürülebilirlik projesinin bir parçası olarak, periyodik ve dinamik bir yaklaşımla ele alınması, şirketlerin gerçek risklerini daha iyi yönetmelerini ve sürekli olarak güvende kalmalarını sağlar.

Çözüm: Bütüncül ve Sürdürülebilir Siber Güvenlik Yaklaşımı

Peki, gerçek ve kalıcı koruma nasıl sağlanır? Yanıt, bütüncül ve sürdürülebilir bir siber güvenlik projesinde yatıyor. Bu yaklaşım, tekil hizmetleri bir araya getirerek, şirketinizin siber güvenlik direncini ve regülasyonlara uyumunu sürekli olarak güvence altına almayı hedefler. İşte bu bütüncül yaklaşımın size sunduğu somut faydalar;

1. Sürekli Savunma Kalkanı

  • Periyodik Sızma Testleri ile sızma testlerini tek seferlik bir olay olmaktan çıkarıp, düzenli aralıklarla tekrarlayarak, değişen tehdit ortamına ve altyapı değişikliklerine uyum sağlarız. Böylece, yeni ortaya çıkan zafiyetler anında tespit edilir ve giderilir.
  • İhtiyaç duyduğunuz her anda alacağınız MSSP (Yönetilen Güvenlik Hizmetleri) desteği sayesinde tehdit algılama ve olaylara anında müdahale yeteneği ile potansiyel siber saldırılara karşı proaktif bir savunma hattı oluştururuz. Bu, saldırılar henüz iş süreçlerinizi etkilemeden durdurulabilmesi anlamına gelir.

2. Regülasyonlara Tam ve Kalıcı Uyum (GRC)

Yönetişim, Risk ve Uyum (GRC) Danışmanlığı ile Şirketinizin tabi olduğu tüm regülasyonları (KVKK, GDPR, PCI DSS, BDDK, EPDK, SPK, BTK, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu vb.) tek bir çatı altında toplarız. Bu sayede, sadece anlık değil, sürekli bir uyum kültürü oluştururuz. Politikalar belirlenir, riskler yönetilir ve operasyonel süreçler regülasyonlarla uyumlu hale getirilir.

3. Entegre Risk Yönetimi ve Çift Yönlü Bilgi Akışı ile Risk Bağlamından Kopmayı Giderme

Tek seferlik sızma testlerinin en büyük dezavantajlarından biri olan “Risk Bağlamından Kopma” sorununu, bütüncül siber güvenlik yaklaşımımızla tamamen ortadan kaldırıyoruz. Nasıl mı?

  • GRC odaklı sızma testi kapsamı ile GRC danışmanlığı süreçlerimizde, şirketinizin kritik iş süreçlerini, değerli varlıklarını, yasal ve regülatif yükümlülüklerini (KVKK, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu, PCI DSS, GDPR, BTK, EPDK, SPK regülasyonları gibi) ve kurumsal risk iştahını derinlemesine analiz ediyoruz. Bu kapsamlı bilgi birikimi, sızma testlerimizin kapsamını belirlerken temel referans noktamız oluyor. Yani, testleri rastgele sistemler üzerinde değil, işiniz için en kritik olan, en büyük operasyonel riski barındıran alanlara odaklıyoruz.
  • İş etkisi ve gerçek risk odaklı önceliklendirme yaparak GRC’den gelen bu bağlam bilgisi sayesinde, sızma testlerinden elde edilen bulguları sadece teknik kritikliklerine göre değil, şirketinizin iş süreçlerine olası etkileri, finansal kayıp potansiyeli ve regülatif uyum riskleri açısından değerlendiriyoruz. Örneğin, finansal verilerin tutulduğu bir test ortamındaki zafiyet, tek başına teknik olarak yüksek görünse de, bu bütüncül bakış açısıyla operasyonel etkisini ve gerçek risk seviyesini doğru bir şekilde belirliyoruz. Böylece, kaynaklarınızı en büyük riskleri gidermeye yönlendirmenizi sağlıyoruz.
  • Dinamik öncelik değişimlerine anlık uyum yeteneği ile şirketinizdeki herhangi bir altyapı değişikliği, yeni bir ürün lansmanı veya değişen bir regülasyon, GRC süreçlerimiz aracılığıyla anında siber güvenlik ekibimize yansır. Bu sayede, sızma testlerimizin önceliklendirmesi de dinamik olarak güncellenir. Artık “orta” görünen bir zafiyetin, değişen iş bağlamı nedeniyle aniden “kritik” hale gelmesi durumunu kaçırmıyoruz.

Bu çift yönlü bilgi akışı ve entegrasyon sayesinde, siber güvenlik yatırımlarınızın sadece teknik uyumluluk sağlamakla kalmayıp, işinizin gerçek risklerine odaklanmasını ve sürekli olarak en yüksek değeri yaratmasını sağlıyoruz. Bu entegre yaklaşım, şirketinizin siber risklerini uçtan uca ve proaktif bir şekilde yönetmesini sağlar. Olası bir ihlalin yol açacağı maliyetler (cezalar, itibar kaybı, operasyonel kesinti) göz önüne alındığında, bu entegre yaklaşım, uzun vadede çok daha maliyet etkin bir çözümdür.4. Kurumsal İtibar ve Güven

Sürekli ve kapsamlı bir siber güvenlik duruşu, müşterilerinize, iş ortaklarınıza ve düzenleyici kurumlara karşı güçlü bir güven mesajı verir. Bu, özellikle veri gizliliğinin ve güvenliğinin kritik olduğu sektörlerde şirketinizin pazardaki konumunu güçlendirir ve rekabet avantajı sağlar.

Sonuç olarak;

Siber güvenlik, artık ikincil bir harcama kalemi değil, işletmelerin kesintisiz faaliyet göstermesi, piyasadaki güvenilirliğini sürdürmesi ve yasal çerçeveye tam uyum sağlaması için vazgeçilmez bir stratejik yatırımdır.  Tek seferlik çözümlerle yetinmek, sizi anlık bir rahatlık yanılgısına düşürebilir, ancak uzun vadede büyük risklere maruz bırakabilir. İşletmenizin dijital geleceğini güvence altına almak için proaktif, bütüncül ve sürdürülebilir bir siber güvenlik stratejisi benimsemek, günümüz iş dünyasında bir zorunluluktur.

 

Haber kaynağı: https://www.cyberartspro.com/siber-guvenliginizde-tek-seferlik-cozumler-yeterli-mi-neden-surekli-koruma-sart/?utm_source=newsletter&utm_medium=email&utm_campaign=2025_07


İlginizi Çekebilecek Yazılar





İletişim | Gizlilik | Kullanım Koşulları