MAKİNA ÖĞRENİMİ & YAPAY ZEKA


MAKİNA ÖĞRENİMİ & YAPAY ZEKA

Mustafa DURAN, Platin Bilişim Specialist Security Engineer

Makina öğrenme ve yapay zekanın şifreleri nelerdir?

Bu başlıkta, günümüzde artık bolca konuşulan ve günden güne hayatımızın her alanında daha fazla yer edinmeye başlayan makine öğrenimi ve yapay zekâ konularını işleyeceğiz.

Kelime Anlamı :

Makine öğrenimi, bilgisayarların algılayıcı verisi ya da veritabanları gibi veri türlerine dayalı öğrenimini olanaklı kılan algoritmaların tasarım ve geliştirme süreçlerini konu edinen bir bilim dalıdır.

Yapay zekâ ise, bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir.

Tarihi :

Yapay zekânın geçmişi ilk bilgisayarın icadından hemen sonraki yıllara, 1950’lere dayanmaktadır.

İlk örneği Turing Makinesi ile 1950 yılında başlayan, modern çağımızda IBM Watson ile en ileri seviyeye geçen makine öğrenimi ve yapay zekâ, günümüzde sinirsel ağ olarak adlandırılan (neural network) seviyeye ulaşmıştır.

Nasıl çalışır? :

Birbiri ile yakından alakalı bu iki yapıdan ilki olan makine öğrenimi; kendisine sağlanan tüm kaynaklardan verileri toplar (bazen bu kaynaklardan veri gelmesini beklemeden kendi verilerini toplayacağı bir sisteme de sahip olabilir. Örn. fiziki veya veri yakalayan dijital sensörler gibi). Sonrasında toplanan bu verileri, makine öğrenimi algoritmasına aktarır ve bu algoritma, gelen veriler üzerinden kendine has sonuç verileri elde eder. Bu veriler, hiç bir cihaz ya da insan tarafından üretilmemiş veya yorumlanmamış verilerdir. Eğer bu üretilen sonuç verilerinin amacı raporlamadan daha karmaşık ve işlevsel bir süreç ise, sonraki durağı yapay zekâ motoruna gereği yapılmak üzere gönderilir.

Yapay zekâ, makine öğreniminin kendi yorumlamasıyla elde ettiği verilerle birlikte, etraftan toplayacağı oynanmamış ve yorum katılmamış verilerle birlikte kendi kararlarını vermeye programlıdır.

Programlanmış sistemler her ne kadar işimizi kolaylaştırsa da, programlanmış sistemlerle otomatize edilmiş tüm yapılar sürekli olarak insan müdahalesine ihtiyaç duymaktadır. Hiç bir robotize sistem, insan gözünün sağladığı faydayı sağlayamamaktadır. Fakat insan faktörünün de kendine göre eksiklikleri mevcuttur. Örneğin bir insan hastalanabilir, duygusal çöküntüde olabilir veya bir anlık dalgınlıkla iş sürecinin aksamasına sebep olabilir. Yapay zekânın günümüzde ısrarla geliştirilmeye ve sanayide bir şekilde yer kazandırılmaya çalışılmasının sebeplerinden ilki de tam olarak bu sebepten kaynaklanmaktadır. Üretimden tutun güvenliğe kadar uzanan tüm otomasyon süreçlerinde insan faktörünün yerini alması ve tüm süreci ve iş kalitesini artırması amaçlanmaktadır.



İlginizi Çekebilecek Yazılar





İletişim | Gizlilik | Kullanım Koşulları