SİBER SAVAŞ-I


MUHARREM TUNCAY GENÇOĞLU;

SİBER SAVAŞ-I

Dünya ve ülkemiz ister yönetme ister iş yapma ve sosyal amaçlar için olsun internete bağımlı hale gelmeye başladı ve hatta geldi de. İnternet birçok insan için vazgeçilmez hale geldi ve bilgiye ulaşan/paylaşan insan sayısı arttıkça da vazgeçilmez olmaya devam edecek. Bununla beraber siber suçlar ve tehditler de artmaya devam edecek. Bu siber suçlar ve tehditlerin ulusal güvenlik ve ulusal ekonomimizi etkileme potansiyeline sahip olduğunu da unutmayalım.

Gündemdeki ağ korsanlığı, kitle hedef kimlik avı, kalıcı siber suçlar ve gizli bilgilerin internette yaygınlaşması ve yayınlanması gibi konular; vatandaşların, devletin ve özellikle ordunun ciddiye alması, bir kriz ve dijital felaket olarak algılaması ve ona göre davranması gereken konulardır. Durum henüz dijital bir felaket düzeyinde olmasa da, hala ulusal güvenliğimiz için tehdit olarak durmakta ve bizim siber savunma yaklaşımımızı değiştirmek ve siber alanda karşılaştığımız zorluklara uygulanabilir çözümler ortaya koymak için acilen kritik kararlar almamız gerekiyor.

Kaspersky araştırmalarına göre, Türkiye'de 2019’un ilk üççeyreğinde kimlik avı saldırıları sayısı 3 milyonu aşarak geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 40 artış göstermiş. Türkiye dakikada 1000 civarında saldırı alıyor ve şu an en fazla saldırı alan ülkeyiz. Bizden sonra Almanya ardından Fransa sonrasında ise Azerbaycan, Rusya ve ABD geliyor. Gerçi, Türkiye’ye bu denli saldırı olması ilk olarak doğru yolda olduğumuzun sonrasında ise bu alandaki yatırımlara hız vererek giderek daha yetkin ve etkin hale geldiğimizin göstergesidir. Ama bu gelişmeler bize biyolojik savaşın konuşulduğu bugünlerde eşzamanlı olarak yaşanan siber savaşın yaşandığını işaret ediyor. Zaten siber savaşın tanımı bize savaşın tam ortasında olduğumuzu söylüyor: “Siber Savaş; Politik ve askeri hedefleri desteklemek üzere barış, kriz ve savaş dönemlerinde hasımın sahip olduğu bilgi altyapısı, sistem ve süreçlerinin işlevselliğini engellemek, imha etmek, bozmak ve çıkar sağlamak amacıyla yapılan hareketler ile; düşmanın bu faaliyetlere karşı önlem alarak aldığı benzeri tedbirler ve hareketler bütünüdür”[S.Kurt].

Bu süreçte mevcut saldırılar derinlemesine analiz edilip anlaşılmalı, daha az reaktif olan etkili proaktif savunma stratejileri geliştirmeli ve siber suçlularla mücadeleye karşı iyi organize edilmiş bir savaş zihniyeti ortaya konulmalıdır. İşte bu nedenle siber güvenlik olgusunu siber savaş kavramı ile birlikte ele almalı ve dünyanın öncü ülkeleri ile rekabet etmeye hazırlanan bir alan olarak konuşlandırmalıyız.

Çünkü siber savaş olgusu ile ordunun savaş zihniyeti, bilgi güvenliği politikası ve taktikleri bu mücadeleye dâhil olacaktır. Belki, savaş bazıları için klişe gibi görünse de, dünyadaki ülkeler siber saldırıların üstesinden gelmek ve bunların riskini önemli ölçüde azaltmak söz konusu olduğunda bir savaş zihniyeti ortaya koyarlar. Sorunu suç ve savunma açısından çele alıp, potansiyel saldırganlar hakkında istihbarat verileri toplamanın hayati olduğunu kabul ederler. Bu da ordunun kabiliyetleri arasındadır. Zaten ABD, İngiltere, Rusya ve Çin gibi ülkelere baktığımızda bu siber alanda savunma ve saldırı kabiliyetleri askeri birlikler ya da ordular tarafından idare edilmektedir.

Bu konuya devam edeceğiz inşallah. Sağlıcakla kalın!



İlginizi Çekebilecek Yazılar










İletişim | Gizlilik | Kullanım Koşulları